Biliyordu,
Anlıktı varlığı
Karanlıktı rüzgârdan teninin mezarlığı
Diğerlerinin daimi sandığı hayatı,
Aslında pamuk ipliğine bağlıydı;
Farkındaydı…
Bir şeyin daha farkına varmalıydı;
Şansı…
Bazılarının ömrü,
Gecenin karanlığında
Bir şimşek çakımı kadardı…
Oysa gündoğumu doğurmuştu onu;
Zaman ne kadar da hızlı geçmişti
Son demlerindeydi şimdi, bir günün
Belki de hayatının…
Aslı uymak istemezdi belki de…
Masadaki lambanın solgun ışığında
Sabaha dek yazmak isteyebilirdi
Kâğıtlara şikâyet edebilirdi.
Kısacık sandığı yaşamından…
Oysa ne kadar da uzundu!
Kendi cinsinden sığabilirdi milyonlarcası
Bir insan hayatına…
Ne yazık ki bunu anlatamazdı ona;
Onlar gibi dili yoktu ya!
Yorgundu
Masanın ardına saklanmıştı
Yarı silik vücudu
Işık titredikçe lambada,
O da titriyordu…
Esniyordu;
Ayağa kalktı aslı…
İşte o an geliyordu;
Korktuğu…
Pijamalarını giydi, yatağını yaptı;
Oturdu, birinin resmine baktı;
Bir an öylece kalakaldı odada…
O da
Yaşayacağını sandı; ama olmadı
Eli elektrik düğmesine uzandı;
‘Elveda hayat!’ dedi içinden.
Dokundu aslı, düğmenin aslına…
Işıklar sönüverdi,
Karanlığa karıştı
Hayata tutunduğu bağları kopuverdi…
Gölgeydi,
Sonu geldi;
Soluverdi…
4 Ağustos 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
6 yorum:
Çok güzel olmuş,gölgeyi yazında çok hoş canlandırmışsın,kalemine sağlık
çok teşekkürler...
ayrıca,
ağırladığım ilk misafirsiniz
hoşgeldiniz bloguma :)
Blog dünyasına ve öykü atelyesine hoş geldin.
Çok güzel bir anlatım, yorumsuz geçemedim.
sizi burada görmek ne güzel!
çok teşekkürler... :)
Sevgili güz hoş geldin aramıza , şiirin mükemmel olmuş, ışıklar yanınca kaybolan, yok olan bir gölge...
Gölgeler dillense daha neler çıkar değil mi?
Kalemine sağlık...
hayatta giderken,
siz de hoşgeldiniz sayfama!
ayrıca,çok teşekkürler
yaptığınız yoruma..
Yorum Gönder